YARALI KALP Terketme dediler bana Bulunduğun kapıdan çıkıp Etrafı çevreleyen tepeleri aşıp Sılada göz yaşlı yar koma Şu yaralı kalbim için.
Bir kuşun kanatları altında Sığınmış bir yavru gibi Sıcaklığını duymak Bir özlemdi hep Şu yaralı kalbim için.
Dünyanın hekimlerini getirdiler Merhem sürdüler Binbir çiçekten elde edilmiş Yine de çare olmadı Şu yaralı kalbim için.
Bilirim sen de dermak olmak istersin Aklından geçenleri de bilirim Yine de gururuna yenik düşersin Ne olur bir kez gülümse Şu yaralı kalbim için.
Kolay kolay verilmiyor son nefesler Bir tahtanın üzerine konulduğunda Bir fidan gibi toprağa gömüldüğünde Bir tas su dökmeyecek misin Şu yaralı gönlüm için.
GÖNLÜMDE Dikeni batmayan güller Kızıl güruha bürünmeyen günler Gemilere ninni söyleyen dalgalar Sevdaya yol alıyor gönlümde.
Ne yıldız ne güneş bir daha batmayacak Uykular yok olmuş bedenler yatmayacak Candaki bu yürek sensiz atmayacak Sevdaya yol alıyor gönlümde.
Derya gibidir bir damlası bitmez İpeğe değer gibidir asla incitmez Hayale dalmış gözlerinin önünden gitmez Sevdaya yol alıyor gönlümde.
ULU OZAN Geçmişine bakıp örnek almazsın Doğru söze kulak tıkar aymazsın Canlar yanar feryatları duymazsın Dert dinlemez nasıl ulu ozansın.
Canı yanan can havliyle bağırır Amâ görmez sözü duyar mı sağır İnsanların kaderiyle oynanır Ses dinlemez nasıl ulu ozansın.
Ülküsüzü amelsizi birleşmiş Para ile makam ile eşleşmiş Bilemezsin ne pezevenk ne leşmiş Fert dinlemez nasıl ulu ozansın.
Konakların oğlanları şer dokur Deyyusları bilemezsin mıh okur Alıcı var hem oğlandır hem çukur Söz dinlemez nasıl ulu ozansın.
Ahlaksızlar iş başında oturur Hakka dönen boyunları götürür Dermani bu sözü sana yetirir Hak dinlemez nasıl ulu ozansın
SOĞAN EKMEK Soğan ekmek yerken aldığım keyf var ya Bunun ne tarifi var ne tekrarı var Hani ağzımızın bir suyu akar ya Bunun ne tarifi var ne tekrarı var.
İçinde cevizler, Antep fıstıkları Önüme koysalar bütün tatlıları Bir . daha yakala de bu zamanları Bunun ne tarifi var ne tekrarı var.
GÖTÜRÜRLER BİR GÜN Hergün kazanırsın sarı altını Bir gün düşünmezsin toprak altını Sende kaybedersin o gün tahtını Beş metre kaputa kor götürürler.
Musalla taşına başını koyarlar Sıcak su döküp bir güzel yıkarlar Bir yandan ağlar bir yandan okurlar Tahtadan tabuta kor götürürler.
Ekleyen: Ali Kaybal - 18.03.2010 -
155 Okuma - 0 Yorum